Ekosistemde buna “giveback” diyorlar. Yani birileri / endüstrinin kendisi beni yetiştirdi, bilmediklerimi öğretti, öğrenmeyi öğretti, tecrübe edinmem için bana zemin hazırladı ve imkan sağladı. Şimdi benim sıram.
Senelerce facebook ve twitter’da gündemle ve işlerle – özellikle ihracat – alakalı bir şeyler karaladım, durdum. Bazen bir hadisenin hissettirdiklerini yazdım, bazen kısa bir gezi yazısı bazen de insanlara motivasyon kaynağı olabileceğini düşündüğüm birkaç satır kelam. Sanırım 2017’de sırasıyla facebook ve twitter hesaplarımı fazlaca vaktime mal olduğuna kanaat getirerek sildim. Ama onca yazının kopyalarını almadığımı hatırlamam bir-iki sene sonra idi.
Her ne kadar eski usul ajandalar kullansam da not almayı yada günlük tutmayı çocukluğumdan beri beceremedim, zaten el yazım bazen benim dahi okumakta zorlanacağım kadar düzensizdir. Bir yandan yazayım, insanlara – bilhassa gençlere – bildiklerimi, tecrübelerimi aktarayım hatta bunları seneler sonra ben de okuyup “meğer bir zamanlar…” diyerek hafıza tazeleyeyim, hatta tüm bunları gelecek nesile de aktarayım istiyorum.
Bu durumda bunu yapabileceğim tek mecra bu kişisel blog kalıyor. Burada okuyuculara da faydasının dokunacağını umarak ve gaye edinerek ihracat ekseninde bilgi ve tecrübelerimi paylaşmaya çalışacağım. Bu yazılar lojistik, girişimcilik, bankacılık, gümrük uygulamaları ile alakalı olabileceği gibi özet bir ülke raporu yada gezi notu da olabilir.
Bu blog ticari bir kaygıdan doğmadığı için; format daima informal bir düzeyde seyredecek. Sorularınız için mail gönderirseniz seve seve yanıtlarım.